9/11/2009 ·

‘’Efsunlu Kemal’’
Adı ilk kez Çanakkale ile halk arasında yayılan büyük önder Atatürk cephede kumanda ettiği bataryaların en önüne ateş hattına ilk çıkarak kumandası altındaki Mehmetçiği cesaretlendirmesi ile ünlüydü.Aynı cesaret Çanakkalede Mehmetçiği coştururken düşman arasındada hakkında efsaneler doğmasına yol açmıştır.

HC Armstrong ‘un naklettiğine göre(Bozkurt’un yazarı) Çanakkaleden bir anektot:
‘’Karşıdan gördüğümüz üzere yeni kazılmış bir siperin başında duruyordu.Bir İngiliz bataryası o sipere ateş açtı.Toplar tanzim atışı ile mesafeyi ayarladıkça şarapneller bu sipere daha yakın düşmeye başlamıştı.Dürbünle izliyorduk ,o da ne ,sipere atlayacağı yerde durdu ve sigara yaktı.Avcı ateşinide oraya yönelttik,vurulmuyordu.Zaman zaman eline bir tüfek alıp siperden çıkıyor mevzilerimize bizim ateşimiz altında sakin ve telaşsız atışlar yapıyordu.Kendilerine Mehmetçik diyen Türk askeri bundan dolayı ona bir lakap takmış ,Efsunlu Kemal diyorlar ona.Bu isim bizim askerlerin arasındada yayıldı ,her hücüma kalkacak birlik karşı cephe komutanın o kısa boylu beyaz tenli Efsunlu Kemal’mi olup olmadığını soruyor hayır hayır o değil merak etmeyin diyorduk.’’

Tıpkı yaveri ve silah arkadaşı Nuri Conker’e cephe emirlerini verirken göğsündeki saate isabet eden meşhur şarapnel olayından sonra Conker’in eyvah vuruldunuz dediğinde ,yok öyle bir şey derhal emrin gereklerini yerine getiriniz kaybedecek zaman yoktur derkenki sukunet ve cesareti gibi.

Düşman Anafartalar gurubunun metanetini azmini kıramayınca cepheyi kuşatma harekatına girişir.Harekat başarılı olursa Türk kuvvetleri kuşatılacak ikmal yolları kesilen parçalanan birlikler böylelikle imha edilebilecektir.Cephenin sağ tarafı ve Kireçtepe Türk birliklerinin savaşa devam edebilmesi için kilit ve hayati bir noktadır.Kireçtepe ye düşmanın yaptığı güçlü taaruzların mutlaka bertaraf edilip Kireçtepenin elde tutulması hayati öneme sahiptir o gün için.Ancak Kireçtepe ulaşan dar yol düşman gemilerinin 38 lik toplarının kaynattığı bir cehennemdir adeta.Asker yürümekte tereddüt içindedir.Bir anda öndeki avcı siperinin içine atlar ve sorar ; Niçin ilerlemiyorsunuz?Birlik komutanı cevap verir ;Düşman ateşi çok yoğun geçmek imkansız.Tereddütsüz ileri atılır peşimden gelin diyerek ‘’Oradan böyle geçilir ‘’.Yiğitlerde siperde durmaz Allah Allah naralarıyla tozu dumanı alevi yarıp geçen yiğitler Kireçtepeyi takviye ve cesaretle savunmaya devam ederler.

‘’Bombasırtı vakasını anlatamadan geçemiyeceğim.Siperler arasındaki mesafe 8 metre yani ölüm muhakkak.Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor.İkincidekiler onların yerlerine geçiyor.Fakat ne kadar gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyormusunuz?Öleni görüyor ,üç dakikaya kadar öleceğini biliyor,hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor,sarsılmak yok.Okumak bilenlerin elinde Kuran cennete girmeye hazırlanıyorlar,bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek ölüme yürüyorlar.Bu Türk’ün ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldi.Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.’’Gazi Mustafa KEMAL
All The Kings Men
1915 Mayısın son günleri.Cihan harbi tüm şiddetiyle sürmekte.Çanakkaleye dayanan İngiliz ,Fransız ve nice sömürge güçleri dersaadeti işgal ve Rusyaya yardım yolunda Osmanlı ile boğaz boğaza savaşmakta.Türk kendinden beklenmeyen bir direniş gösteriyor ,sömürgelerden getirilip kimlen savaştığının bile farkında olmayan savaşçılar dahi derde davam olmuyor işler kötüye gidiyor.

Gelişen bu kötü durumdan İngiliz kralı V.George’un Sandringham’daki sarayında hizmetli olarak çalışan 147 kişi vazife çıkarır ve krala işlerin kötü gittiği Çanakkalede İngiliz onurunu diriltmek hizmetli olarak başladıkları hayatlarını onurlu askerler olarak bitirmek adına dünyanın gördüğü en centilmen savaşa yada İngilizin tarih boyunca gördüğü en centilmen şövalye düşman Türklere karşı savaşmak istediklerini iletirler.Kralın adamları 54.Tümen 163.Tugay 5.Norfolk Alayına bağlı ‘’Sandringham Bölüğü’’ adıyla Çanakkaleye sevkedilir.
Bölük 11 ağustosta Suvla koyunda yoğun Türk ateşi altında karaya çıkar.Anafartalar olarak anılan alanda İngiliz Tümeni defaeten Türklere taaruzda bulunmuş ancak ağır kayıplarla beraber muzafferiyet sağlayamamıştır.
54.Tümen komutanı general Inglefield 5.Norfolk Alay komutanı Yarbay Sir Horace Beauchamp,Sandringham Bölük komutanı ise Yüzbaşı Beck tir.12 Ağustos günü Türk mevzilerine ormanlık alan üzerinden taaruza kalkıp kendisinden bi daha haber alınamayan yada Çanakkalede meşhur bulutun alıp götürdüğü birlik budur.İngiliz askeri tarihinde kralın adamlarının kaderi halen sır olarak yazar ,resmi askeri tarih Türkleri suçlamaya yöneliktir.Resmi askeri tarih bu birliğin esir düşüp Türklerin hepsinin başlarına birer kurşun sıkarak imha ettğini öne sürer.
Yeni Zelanda Keşif Birliğinden (New Zeland Army Corps) 3.takımından üç asker R.Reichart ,K. Newnes ve J. L. Newman olayı resmi kayıtlarda şu şekilde nakleder; Birkaç yüz kişiden oluştuğunu sandığımız İngiliz Norfolk Alayının bu çökmüş yol ve dere boyunda 60. tepeye doğru ilerlediklerini gördük.60. tepedeki birlikleri takviyeye gider gibiydiler.Söz konusu buluta geldiklerinde tereddütsüz tepeyi kaplayan bulutun içine yürüdüler.Türk tarafından karşı mukavemet gelmediği üzre tepeyi kaplayan bulut geldiği gibi 45 dak içinde havalanarak Trakya istikametinde kayboldu.’’
Norfolk Alayından Teğmen William George ifadesinde der ki; ‘’12 Ağustos 1915 günü Anafartalara karakol dağı eteğinde alay komutanı Albayımız hücum emri verdi.İlerleyip göz gözü görmez bir sise girdiğimizde Türk ateşi öyle bir başladı ki hücüma kaldırdığım maiyetimden bir ben bir de yanımdaki çavuş kaldı.Yüz yarda daha koştuk çavuşta vuruldu ve düştü.30 yarda daha yürüdükten sonra bende vurulup düştüm.Ayağa kalkmaya çalıştığımda bir Türk yakın mesafeden bir kez daha beni vurdu.Kendime geldiğimde hücüm ettiğim Türk siperinin içindeydim.Su ve yiyecek vererek sırtlarında sahra hastanesine götürdüler.Bu centilmen düşmana muamelesinden ötürü teşekkür borçtur.’’
Konuyla ilgili film ,yani Türklerin esir düşenleri tek bir kişi kalmamacasına idam etmesi temasına dayalı film BBC de yayınlandığı ilk gün rekor kırıyor ve 19,7 milyon seyirci izliyor.Türk Genelkurmayı ve Dış işleri hemen devreye giriyor ve Türk centilmenlğine leke sürecek teze tarih bazında karşı tezler ve kayıtlarla cevap veriyor.Türk belgeleri 12-13 Ağustos 1915 Küçük Anafartalarda Türk birliklerine kumanda eden 36.Alay komutanı Binbaşı Münib beyin birliğinin tuttuğu resmi harp ceridesi (Kaydı) ne dayanıyor.Türk Harp ceridesinde ne yazmaktadır; ‘’İngilizlerden geri alınan arazi üzerinde 300 ceset sayılmıştır.Türk kaybı 61 ölü olmak üzre 169 yaralıdır.’’Burdan anlaşılan cephenin bu bölümünde işi bulutun bitirmediği ,kora kor bir mücadele verildiği ve asil düşman Türkün teslim olanın kafasına kurşun sıkmadığıdır.
Küçük Anafartalarda İngilizin bizi teslim olan mağdurlara silah sıkmakla suçlaması ne kadar yanlışsa ,Binbaşı Münib bey ve yiğitlerinin kora kor dişe diş verdikleri mücadeleyi buluta havale etmek o kadar yanlıştır.
Ruhları Şad olsun.

Yorum (yok) Yorum yaz!

9/11/2009 ·

25 Nisan 1915 GELİBOLU
18 Mart 1915 Tanrıya şükürler olsun ki Türk zaferlerinden bahis itibariyle günümüz nesline öğretilen ,düşmanın mağrur hayallerle deniz kapısını yenilmez armadasıyla zorlayıp küçücük Nusratın ve yüreği büyük Türk topçusunun çelik iradesine takılıp tarihe gömüldüğü yerdir.Ne yazık ki düşman Türkün bu ateş altındaki cesaretini ve deniz zaferini tam manasıyla kavramamış olacak ki çıkartma harekatına karar verir.Oysa Anadolunun evlatları son kaleleri Çanakkalededir ki düşman eli payi tahta değmesin diye.Hala dillere destandır Enver paşanın taksim mitingi ,milyon katılımdan bahsederler ,13 yaşında çocukların seferberlik büroları önünde yazıcılara Allah aşkına beni de askere alın diye yalvardığından bahsederler.Hakikatende Çanakkale bir devrin ,yetişmiş bir neslin tüm beyin gücünün vatan uğruna kendini namluların önüne atıp yok olduğu tarifi herhangi bir cümle ile anlatılamayacak bir fenomendir.

Düşman maalesef bu yüreğin direnme gücünü,Türk’ün azmini 18 Mart 1915 günü donanmasıyla ,kolay bir zafer kazanma inancıyla tam olarak anlamamış kara harekatıyla dökülen onca kanın sorumlusu olmuştur.
Boğazda 20 tabyamızda mevcut 170 kısa menzilli çoğu eski top namlusu düşmanın mağrur uzun menzilli 270 ad. Büyük çaplı namlusunun ateşini bekler 18 Mart günü.Düşman uzun menzilli toplarıyla Şubattan itibaren başlattığı bombardımanla cesaret buldu.Kahraman tabyalarımız atış menzili dışındaki düşman ateşi karşısında yıkılıyor yanıyor ölüyor ama çok kıymetli cephaneyi harcamamak adına parmağını kımıldatmıyordu.Amiral Carden Londra ya çektiği telgrafta kolay zaferden bahsediyor 2 hafta sonra İstanbulda yapılacak seremoninin ayrıntılarından bahsediyordu.Düşman cesaretle 18 Mart 1915 günü 18 ağır zırhlıyla saat sabah 10:00 da boğazı yarma harekatına başladı.İlk ateş Çanakkaleye 12 mil mesafeden Triumph zırhlısından açıldı.Tüm batarya komutanlarımız askerlerine düşman kısa menzilli toplarımızın atış menziline girene kadar bekle emri veriyor cesaret vermeye çalışıyor Allah Allah sesleri yanan tabyalarımızı inletiyordu.
Saat 12:00 yi bulduğunda Türk ün sessizliği bozulur,bitti denen tabyalar cephe boyunca Bismillah Salvo Bismillah Atış Serbest emirleriyle nefretini düşmana kusar.İlk önce Agamemnon zırhlısı daha sonrada Inflexible kafaları uçurularak Türk adını ebediyete kadar ezberler.Fatih olarak geldikleri Boğaz artık mezarlarıdır.Düşmanın savaş azmi bu anda daha da artar iyice boğaz içine cesurca yürürler.Türk topçusu eldeki her şeyle onlara cehennemi yaşatırken ağır zırhlılarda boğaz kıyılarını hallaç pamuğu gibi süpürmektedir,öğlen vakti savaşın artık kıran kırana kora kor kana kan olduğu vakittir.
Bu esnada Fransız zırhlısı Gaulois aldığı yaralarla saf dışı kalır.Aynı sebeble Bouvet gerisin geri kaçarken küçücük Nusret onun komutanı yzb.Hakkı ve kahraman personelinin döşediği mayınlar devreye girer.Bouvet ebedi istiratgahı boğaza 639 personeliyle beraber gömülür.İmdada gelen Sufren ve Gaulois’i de aynı akibet karşılar.Saat 15:00 da Irresistble ve 10 dk sonra Ocean zırhlıları aynı kaderi paylaşır.Saat 17:30 da Amiral De Robeck kalanları kurtarabilme adına genel emrini yayınlar ‘’ Geri Çekilin’’.
Bu mağlubiyet müthiş bir prestij kaybıydı.Derhal İstanbula ulaşılmalıydı.Koordine kuvvetlerle denizden ve karadan boğazın zorlanması fikri Amiral de Robeck ve Akdeniz sefer kuvveti başkomutanı General Hamilton tarafından dile getirildi ve savaş bakanlığınca kabul görüp derhal hazırlıklara başlandı.
Türk Genelkurmayı da İstanabula müttefik saldırısının devam edeceğini analiz edip Boğaza yeni mayın hatları döşüyor,hasar gören bataryalar onarılıp eldeki imkanlar çerçeçevesinde yeni bataryalar bölgeye sevk ediliyor ,kara birlikleri gönüllü taze birliklerle takviye ediliyordu.
Müttefik planı gereği Fransız filosu Kumkale açıklarında 25 Nisan sabahı 04:30 da yerini alır.Saat 05:15 te bombardımana başlayan filonun eşliğinde Fransız askerleri çıkartma filikalarına binerler.Kumkale sahilindeki Türk birlikleri takım düzeyinde olup sadece keşif gözetleme maksatlı oradadırlar.Asıl savunma tahkimatı sahilden içeridedir.Saat 10:00 da sahile varan Fransızları zayıf bir Türk takımı çiçekle değil elbette sert bir direnişle karşılar.Ruhları şad olsun ,bu direnişi kıran Fransızlar burada kıyı başı tutarken 31.Alayın 3.taburu 3 e 1 sayı dengesine rağmen yetişip Fransızları sahile çakar.Saat 18:00 dolaylarında Kumkale güneyinde bulunan Türk alayı uğraşa dahil olur ,kora kor mücadelerin olduğu esnada koordinasyonsuzluk sebebiyle birliklerimiz kendi tabyalarımızın ateşi altında kalır ,bu talihsizlik müthiş bir zaferi o saat için imkansız kılar.Ancak boğaz boğaza mücadele gece dahil ertesi güne kadar sürer.Düşman sert kayaya çarptığının farkındadır artık.
29.İngiliz Tümenin görevi Gelibolu yarımadasının güney ucu Seddülbahire çıkarma yapmaktır.Aynı plan çerçevesinde 25 Nisan sabahı saat 05:00 da yoğun donanma topçu ateşiyle çıkarma başlayacaktır.Plana göre İngilizler burada kıyı başı tutacak ,Alçıtepeyi ele geçirecek ,Kilitbahir platosunu hakimiyet altına alıp Türk topçu bataryalarını etkisiz hale getireceklerdir.Seddülbahir savunması görevi Türk 9.Tümenine verilmişti.Bölgenin tamamiyle deniz topçusunun ağır ateşine açık olması 9.Tümenin işini oldukça zorlaştırıyordu.Seddülbahir bölgesine yapılacak anfibi harekatın ağırlık merkezinde 26.Piyade alayının 3.taburu vardır.Tabur komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey geceki hareketlilikten şüpheye düşmüş tahkimatı arttırarak 24 Nisan gecesini uykusuz geçirmişlerdir.Sabah 04:30 da başlarına top mermileri yağmaya başlamıştı bile.Mahmut Sabri bey manzarayı anlatır : ‘’ Teke koyu ile Eskihisarlık arasında pek çok düşman gemisi kıyılarımıza pek yaklaşmış ve durmadan ateş kusmaktaydılar.Seddülbahir sırtları sayısız infilaklarla kaynıyordu.Ateş yoğunluğu ileri hat siperlerimizin üzerine doğrultulmuştu.Taburun kıyılar hattındaki bölüm ve düzenleri müthiş bir ateş silindiri içinde kaybolmuştu.Bu ateş baskısında Teke Koyu ile Ertuğrul koyundaki avcı siperleri zarar görmüş ve ileri hat bölüklerinin tahkimatları iş yapamaz hale gelmişti.’’
Saat 06:00 da öncüler düşman filikalarının kıyıya yöneldiklerini rapor ederler.
Teke koyunun savunmasından 12.Bölük sorumludur.40 büyük İngiliz filikası sahile içi asker dolu olduğu üzre yaklaşır.Türk mevzileri sinir bozucu bir sessizlik içindedir.Bu sessizlik İngilizlerin karaya ayak basmasına kadar devam eder.Belki de gemilerin yaptığı bombardımanın Türk namlularını susturduğunun verdiği güvenle ilk İngiliz postalı kumsala bastığında Türk mitralyözleri ölüm kusmaya başlar.Sadece iki takımdan oluşan 12.bölüğün İngilizlere verdirdiği zayiat korkunçtur.
Ertuğrul koyunun savunmasındanda 10.Bölük sorumludur.Aynı sinir bozucu sessizliği 20 filikayla saat 06:30 da sahile ayak basana kadar İrlanda birlikleri yaşamıştı.İlk postal sahile bastığında Türk ateşi o kadar yoğundu ki çoğu filikadaki askerler toprağa ayak basamadan biçildiler.
İngiliz resmi savaş tarihi bu Türk atış disiplininden övgüyle bahseder.Nereden karaya çıkılmak istense ateşin orada senkronize bir şekilde toplandığından bahsedilir.Bu disiplin onları başka çareler aramaya itmiş ve River Clyde adlı geminin içi seçkin askerlerle dolu olduğu halde karaya oturtulup buradan çıkarma yapılmasına karar vermişlerdi.River Clyde harekatının ciddi sonuçlarını kavrayan biri daha vardır Binbaşı Mahmut Sabri.İngiliz Generali ve yazar Oglander River Clyde çıkarmasını bir cehennemin gökyüzünden boşalması olarak tarif eder.İngiliz ve İrlandalıların kaybı %70 Türk kaybı %40 tır.
Genel Komutan Liman Von Sanders çıkarma yapılabilecek bölgeler sıralamasında Anadolu yakasını öncelikli kıldığı için Azmak dereden Seddülbahire 35 km.lik sahil şeridinin savunulması sadece 9.Tümene bırakılmıştı.Liman Von Sanders düşmanın karaya çıkmasına izin verilip savunma yapılamsını öngörürken 3.Kolordu komutanı Esat paşa düşmanın karaya çıkmasına verilecek müsadenin inisiyatifin düşmanın eline geçeceği anlamına geldiğini savunuyordu.Asıl çıkarmanın Arıburnu ve Seddülbahire olacağınıda tahmin eden Esat paşadır.
Bu 35 km lik sahil şeridine Anzaklar çıkacaktı.(ANZAC Australian and New Zelaand Army Corps).General Hamiltonun planına göre çıkarma baskın tarzında olacak ,bir gün içinde kolordu ayarında birlik karaya çıkartılacak ,bunlar sınırlı sayıdaki Türk birliklerini ezerek tepelere hakim olacak ardından Ecebat doğrultusunda ilerlenip Seddülbahire çıkmış kuvvetler desteklenecekti.Harekatın gece baskın tarzı yapılması planlanmıştı.25 Nisan gecesi saat 01:30 da Anzaklar çıkarma yapacakları Kabatepeye gitmek üzre filikalara bindiler.Sahile 300 mt kalana kadar çekilen filikalar sessizliği sağlama adına bırakıldı,Anzaklar küreklere asılmaya başladılar.Ancak öyle bir kadere gidiyorlardı ki hiç bilmedikleri bir ülkenin denizinin akıntıları onları bir saatlik hevesli kürek çekmeden sonra Kabatepeye değilde Coğrafi şekilleri tamamen farklı Arıburnuna sürükledi.Sarp tepelerin önüne.
Sadece 2 manga Türkün bulunduğu farklı bir kıyıya çıktıklarını fark ettiler ancak çok geçti.Uyumayan iki manga filikaları amansızca biçti.8.Bölük 3.Takımında destek ateşi Anzaklar için geceyi cehenneme çevirdi.Havanın ağarmasıyla beraber Türk topçusunun etkili atışları zayiatı daha da arttırdı.Ancak haklarını teslim etmek gerekirki yürekli düşman Anzaklar cesurca savaşıyorlardı.Arıburnunun dar kıyısında köşe başı tutmayı başardılar.Ancak komutanlarının kendilerine söylediği kıyı başı tuttuktan sonra Türkleri kovalayacakları düz ovalardan eser yoktur.Sarp yamaçlar sık fundalıklar amansız arazi karşılarında amansız bir düşman.
25 Nisan 1915 Çıkarmanın ilk günü
General Birdwood General Hamilton’a bütün birliklerini geri çekmek istediğini amansız bir düşman ve amansız bir coğrafyayla karşı karşıya olduğunu rapor eder.İsteği derhal reddedilir.Hamilton cevaben ‘’ İşin zor kısmını hallettin.Şimdi yapman gereken güvenliği sağlayana dek kazmak ,kazmak ve sadece kazmak’’der.
(ÇANAKKALEYE DEVAM……..)

Yorum (yok) Yorum yaz!

9/11/2009 ·

KUT-ÜL AMARA ZAFERİNE RAĞMEN KAYBEDİLEN IRAK
Alman savaş konseyinin ‘’Yıldırım Savaşı ‘’ teorisinden hareketle ,Alman genelkurmayının beklentileri doğrultusunda Cihad ilan ederek Kafkasya ve Mısır taaruzlarıyla plana destek sağlayan Osmanlının bu bölgelerde ki Müslümanların desteğini alması çok önemli olmasına rağmen gerçekleşmedi.

İngilterenin kanal harekatına cevaben 9 Kasım 1914 te Basraya asker çıkarması tesadüften öte ingiltereyi dünya devleti yapan donanmasının petrol ve akaryakıt ihtiyaçlarını garanti altına almak istemesindendir.Ayrıca İrandaki Abadan rafinerilerindende istifade eden İngilizler Basraya egemen olmakla ıraktaki Osmanlı ordusunun iran üzerine taaruzunada engel olmak istiyorlardı.
İngilizlerin tahminlerinin aksine buradaki Türk ordusunda inanç ve cesaret bolca var olduğu halde ne donanım ne asker sayısı nede lojistik imkanlar Irak daki Türk Ordusunun geniş çaplı taaruz harekatları yapmasına imkan vermiyordu.Ancak Almanların İranı Almanya yanına çekmek için verdikleri mücadele ve İngiliz sömürgelerinde yürütülen ‘’İttihad-ı İslam’’ propagandası İngilizleri Türk kuvvetlerini savaş dışı bırakma önceliği getiriyordu.

Basra’nın kaybıyla beraber Türk Genelkurmayı özel harp yöntemini gündeme getiriyor ve ‘’Osmancık Taburu ‘’ adı altında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından kurulan gönüllü,seyyar vurucu güçler devreye sokuluyordu.Bu tabur Kasım 1914 sonunda Basra valiliği ve Irak Kumandalığına atanan Süleyman Askeri bey komutasında Bağdata hareket eder.
Bu arada İngiliz ordusu Basra Tahkimatını güçlendirmiş yavaş yavaşda ileri harekatlara başlamıştır.Osmancık taburu cesur işlere imza atmıştır.İrandaki Abadan petrol hatlarının kilometrelerce tahrip edilmesi bunlardan sadece biridir.Ard arda gelen başarılardan hareketle Süleyman Askeri bey sonu hezimetle netilenecek olan Basrayı kurtarma harekatına girişir.Şuaybe de yenilgiye uğrayan Türk kuvvetleri büyük bir savaşçı kaybına uğrar.Kendiside iki ayağından yaralanan Süleyman Askeri Bey bu yükün altında 14 Nisan 1915 te intihar eder.Osmancık Taburu Subaylarından Hamza Osman içinde bulunulan şartları şöyle özetler ; ‘’ Cephanesiz,topsuz,araçsız olmanın yanında elbiseleri parça parça ,gıdasızlıktan iskelete dönmüş vucutlarıyla askerlerimiz genede savaşmaktan ve şehadet şerbeti içmekten kaçınmadılar.’’
Şuaybe de kazandıkları zafer sonucunda İngiliz ordusu kritik bir kararla Dicle boyundan Bağdat nihayi hedef olmak üzere harekata başlar.Çünkü Çanakkale cephesinde içine düştükleri zor durumu hafifletmek adına bağdatın alınmasını büyük bir prestij atağı olarak görmektedirler.
29 Eylül 1915 de İngiliz-Hint ordusu unsurları Bağdatın 160 km güneyindeki Kut-ül Amara ya ulaşır.Genel vali Nixon’ın endişesi Hintli Müslümanların ihanet etmesidir.Bu nedenle General Townshend komutasındaki İngiliz birliklerine süratli taaruz emri verir.İlk temas Bağdata 40 km mesafedeki Selmanpak da olur.Hatta bazı İngiliz birlikleri bağdata 30 km kadar yaklaşabildi ancak sert Türk direniş ve karşı taaruzu nedeniyle ağır kayıplar vererek Kut-ül Amara mevzilerine çekildiler.Bu aceleci hareketlerini Türkler onlara pahallıya maletmiştir.İngiliz başkomutanlığı kesin bir emirle mevzilerin ne şartla olursa olsun terk edilmeyeceğini bildirir.İnisiyatif o beğenmedikleri hakir gördükleri Türklerin elindedir artık.
7 Aralık 1915 ten 29 Nisan 1916 ya kadar General Townshend ve 20 bin askeri yarı daire bir alan içersinde Türk kuşatmasına direnç gösterirler.İngiliz genelkurmayı dehşete kapılmıştır.Önce Çanakkalede Türk direncini kıramamışlar bir de Bağdat başarısızlığı üstüne gelince sömürgelerde Müslüman hareketinden korkmuşlardır.Bu nedenle burada mahsur kalan İngiliz kuvvetlerinin kurtarılması İngilizler için birinci öncelik haline gelmiş Basra daki birlikleri bu maksatla takviye etmeye başlamışlardır.gelen yeni İngiliz birliklerinin maksadı Kuttakileri kurtarmaktır.İngiliz takviye birliklerinin Iraka hereketi üzerine Enver paşa Doğu Anadoludaki 18.Kolordunun Iraka sevkini emreder.18.Kolordunun Komutanı Enver paşanın amcası Halil (Kut) Paşadır.Uğurlanma esnasında Yusuf Kamil Paşanın Halil paşaya hitabı enteresandır ; ‘’ Halil sen Bağdatı kurtaracaksın ama bu yüzden biz Erzurumu kaybedeceğiz.’’.Halil Paşanın bizzat dile getirdiği gibi 18.kolordunun cefakar savaşçıları savaş başlayıp İstanbuldan önce Doğu cephesine sonrada Bağdata geldikleri güne kadar tam 5 bin km yol katetmişlerdir.Gün başına 14 km denk gelen bu zorlu yürüyüşün kahraman neferleri düşmanı gördüğü yerde karşısına dikilmekten asla çekinmemiştir.
Bu arada Iraktaki Osmanlı komuta konseyi arasında anlaşmazlıklar açığa çıkar.Irak komutanı Nurettin Paşa sayı ve donanım açısından üstün İngiliz kuvvetleri önünde yenilgiden kaçınmak adına kuşatmayı kaldırmak ve geri çekilmek niyetindedir.Halil paşa ise her ne pahasına olursa olsun saldırı taraftarıdır.Bu fikir ayrılıklarının yaşandığı günlerde Iraktaki tüm sivil ve askeri mekanizmanın yöneticisi sıfatıyla Colmar Von Der Goltz yani Goltz Paşa Iraka atanır.Nurettin Paşa görevden uzaklaştırılırken Halil Paşa Dicle gurubu komutanlığına atanır.
Halil Paşa ve cesur Türk askerinin hem Kut da sıkışan İngiliz birliklerine hemde yardıma gelen takviye birliklerine yaptığı cesaret sınırlarını aşan saldırılar semeresini verir.5 ay süren çatışmalardan sonra Townshed teslim olur.İngilizler çok ağır zayiatlar vermişlerdir.Kuşatma altındaki General Towshed birliklerinin kaybı 10 bin kurtarmaya gelen birliklerin kaybı resmi olarak 23 bin kişidir.Bizzat Halil paşanın toplattığı İngiliz subay apoletlerinin sayısından saldırıya 30 alayın katıldığı görülür.Halil Paşa daha fazla kan dökülmemesi adına Generale onurlu teslim için görüşmeyi önerir.Görüşme İngilizlerin İsteği üzerine Dicle kıyısında yapılır.İngiliz heyeti Halil paşayı para ile satın almak ister.İki milyon sterlin karşılığı İngiliz birliklerinin çekilişine imkan tanıması istenir Halil paşadan.Paşanın tepkisi çok serttir.Altı patlarını çeker masaya koyar ,onurlu askerler olarak görüşeceklerini zannettiğini söyleyip ünüformalarının onuruna yakışır şekilde davranmalarını tabiri caizse emreder.Ayrıca çariçe II.katerinadan hediye kabul eden Mehmet paşa devrinde olmadıklarını hatırlatır.Böylece 24 Nisan 1916 da 500 ü subay 14500 İngiliz askeri esir alınır.Townshend ve askerleri teslim olurken Türk ordusu Alman Generallerin idaresinde ikinci Süveş kanal harekatını başlatmıştır.Kut zaferi İngiliz tarihlerinde ‘’ Turkish Untender Mercy ‘’ tabiriyle geçer yani ‘’Acımasız Türk İnsafı ‘’.

İkinci kanal harekatının temmuzda başarısız olması üzerine İngilizler çok etkili olacak bir ayaklanmayı ‘’Anti Cihad’’ ve Pan Arap propagandasıyla Hicazda Şerif Hüseyin adlı eşkıyanın önderliğinde başlatırlar.Irakı unutmuş gibi gözükmelerine rağmen petrol için bölgeye hakim olmanın öneminin farkında olan İngilizler çanakkaleden çektikleri birlikleri bölgeye sevk ederler.İngilizlerin asker sayısı çanakkaleden gelen birliklerle beraber Türk kuvvetlerinin sayısının dört katına çıktığı gibi donanım ve lojistik açısındanda İngilizler tüm sıklet merkezini bu bölgeye kaydırır.
İngilizden daha büyük düşmanı açlıkla mücadele eden Türk kuvvetleri Halil Paşa ve Kazım (Karabekir) beyin komutasında esarete düşmeden düzenli bir şekilde çekilir.24 Şubat 1917 de Kut 11 Mart 1917 de 367 yıllık Türk şehri Bağdat düşer.1917 sonunda düşen Kudüsle beraber bir nevi intikam almışlardır İngilizler.Iraktaki askeri hareketliliğin durduğu bu günlerde Ekim 1918 de Suriye üzerine nihayi saldırı başladığı zaman Iraktaki İngiliz birlikleride kuzeye doğru ilerleyişe geçer.30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi imzalandığı vakit Musul ve petrol havzalarının kontrolu hala Osmanlının elindedir.İngilizler buna aldırış dahi etmez ve havzaları işgal ederler.

İngiltere Irak için 100 bini aşkın savaşçı güç seferber etmiştir.Çok ağır şartlar altında kazanılan Türk zaferi Kut-ül Amaranın tarihte hak ettiği şekilde bahsedilmesi unutulmaması unutturulmaması dileğiyle.

Yorum (yok) Yorum yaz!

9/11/2009 ·

SÜVEYŞ KANALI HAREKATI
Zeki Paşa nın raporu

Kanal harekatı fikri ortaya çıktığı zaman, bölgedeki 4. Ordu'nun kumandanı olan Zeki Paşa saldırının başarısına ilişkin aşağıdaki raporu hazırladı. Ancak bu rapor hiç dikkate almadı. "Süveyş Kanalı 80-100 metre genişliğinde olduğundan buradan büyük savaş gemileri girip çıkabilir. Kanalda boydan boya makaslama makineli tüfek yuvaları var. Tahkimatın gerisinde ona paralel olarak bir tren hattı mevcut ve bunun üzerinde zırhlı trenler hareket edebilir. Susuz Tih sahrasını geçmek için katlanılacak tüm zorluklar, Türk ordusunu İngiliz donanmasının ağır toplarının menzili içine getirecektir. Her tarafta kuvvetli bir düşman direnişiyle karşılaşılacak ve donanmasına güvenen düşman, uzun menzil hattını istediği noktada keserek çöle girebilecek, Türk birliklerini zor duruma düşürebilecektir."
Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'na girdiği ilk günlerden biriydi.Başkumandan Vekili Enver Paşa, Cemal Paşa'yla görüşüyordu. Enver Paşa,önce savaşın gidişatıyla ilgili kısa bir konuşma yaptı ve sonra dedi ki: "Süveyş Kanalı üzerine bir taarruz harekatı yaparak İngilizlerin elindeki Mısır'ı işgal etmek,bu sayede Batı cephesine göndermekte oldukları birçok Hint tümenlerini Mısır'da alıkoymak, Çanakkale'ye bir çıkartma kuvveti göndermelerine mani olmak istiyorum."
Ancak Süveyş Kanalı'na bir askeri harekat yapılması fikrinin sadece Enver Paşa'ya ait olmadığı daha sonra ortaya çıktı. Çünkü Süveyş Kanalı'na yönelik bir saldırı planı daha Osmanlılar savaşa girmeden üç ay önce Berlin'de tasarlanmıştı. Alman orduları Başkomutanı General Von Moltke, 1914 Temmuz'unda Enver Paşa'ya, Mısır'a karşı bir girişimde bulunmanın önemini anlatmıştı. Bunun üzerine Enver Paşa, şam'da bulunan 4. Ordu Komutanı Zeki Paşa'ya Süveyş Kanalı'na saldırı için hazırlık yapılması talimatını vermiş ancak Zeki Paşa böyle bir saldırının başarısız olacağı raporunu İstanbul'a göndermişti. Üstelik Türkiye'deki Alman Islah Heyeti Başkanı Liman Von Sanders de Zeki Paşa gibi düşünüyordu. Gelişmeler Başkomutanın yani Enver Paşa'nın fikirleri doğrultusunda gerçekleşti. Berlin, Liman Von Sanders'i kanal harekatına karşı fikir üretmemesi konusunda uyardı.Ve Kasım 1914'te Osmanlı savaşa girdikten birkaç hafta sonra, Zeki Paşa görevden alınarak yerine Bahriye Nazırı Cemal Paşa, 4. Ordu Komutanı olarak atandı.İlginç bir gelişme de Cemal Paşa'nın Kurmay Başkanlığı'na yapılan atamaydı. Bu görev Alman Yarbay Franz Kress von Kressenstein'a verildi. Yani Almanya harekatın tam göbeğinde olmak istiyordu.

Plana göre Almanya'da yaptırılan dubalı botlar, O tarihte tarafsız olan Bulgaristan'dan geçirilecek ve Süveyş Kanalı'nı aşmak için bu botlar kullanılacaktı.Ancak Kanal harekatı için gereken hazırlık henüz yapılamamıştı. Suriye ve Filistin'den geçen yol artık at arabalarının bile hareket edemeyeceği kadar bozuktu. Kanal saldırısını yapacak olan 8. Kolordu üç tümenden oluşuyordu. Asker toplamı 440 subay ve 11 bine yakın erdi. Develerle çöl geçişinde 10 günlük erzak ve su taşınabilecekti.Motorlu taşıt yok denecek kadar az olduğu için cephane veya erzak biterse ikmal olanağı da tam bir muammaydı.Tüm bunlardan daha da önemlisi, telgrafla haberleşme cihazı yada keşif maksatlı uçak zafiyeti mevcuttu. Sadece Kanal'ı geçmek için gereken botlar sağlanmıştı.
İngilizler ise kanalın savunmasına büyük önem vermişlerdi. Süveyş Kanalı'nın Port Said'den Kantara'ya kadar olan bölümünde yapay olarak su taşırılarak saldırıya karşı doğal engeller oluşturulmuştu. Çöl tarafından da saldırı yapılması çok zordu. Sadece 70 km uzunluğundaki saha tehdit altındaydı. Bu bölgenin savunması için toplam 25 bin kişilik İngiliz ve dominyon askerlerinden oluşan bir güç ayrılmıştı Ve ek olarak Kahire'de de birer İngiliz ve Avustralya tümeni ile bir de karma Yeni Zellanda tugayı vardı. Bölgede 6 İngiliz, 7 de Fransız uçağı bulunuyordu.Tüm bu koşullara rağmen Türk birlikleri 1 Şubat 1915'e kadar çölü geçtiler ve tahkimata başladılar. 2-3 şubat gecesi ise Kanal harekatı başlamıştı. Ancak İngilizler gafil avlanamadı. Çünkü Fransız keşif uçakları, Sina çölü üzerinde hareket eden kuvvetleri önceden görüp haber vermişlerdi.Kanala botlarını indiren Türk birlikleri hazırlıklı düşman karşısında büyük kayıp verdi.Sadece 600 asker karşı kıyıya geçebildi. Fakat arkadan yardım gelmediği için onlar da bir süre sonra ya öldürüldüler ya da esir edildiler. Cemal Paşa durumu gördüğünde dehşete kapıldı. Kurmay Başkanı Von Kress'in itirazlarına rağmen geri çekilme kararı aldı ve Berşeba'ya kadar çekildi. Ancak Enver Paşa bir yıl sonra, Süveyş Kanalı harekatını bir kez daha gündeme getirdi. Suriye'deki çöl kuvvetlerinin başında Von Kress vardı. Fakat İngilizler artık Mısır'da çok büyük bir güç olmuşlardı. 9 bin kişilik Türk kuvveti tarafından 4 Ağustos 1916'da yeni bir kanal harekatı yapıldı. Ama bu saldırıdan da sonuç alınamadı. Binden fazla asker kayıp verildi. Ertesi gün çekilme başladı.Yavuz yadirgarı Mısır’a kavuşma hayalleri Süveyş kanalının sularında nice evladın kanıyla beraber yitip gitmişti.

Yorum (yok) Yorum yaz!

9/11/2009 ·

Toplar Gürlüyor ;
1914 ün Eylül ortalarına gelindiğinde öngörüldüğü gibi Alman askeri personel ve malzeme İstanbula geliyor Ordu ve donanma için kilit noktalara tayin ediliyorlardı.Kabinede bu sıralar hala fikir birliği olduğu söylenemez.Sadrazam Sait Halim Paşa ve maliye bakanı Cavit Bey daha savaş zamanı gelmediğini düşünenlerin başında gelir.

Savaşın ilk ayında Osmanlı akıllıca bir hareketle tarafsızlık ilan etti.Bu ilan hem kabinede Alman karşıtı olanları hem de itilaf devletlerini memnun etti.Çünkü boğazlar ticari trafiğe açık olacaktı.Alman tutumu bu ilanla beraber yön değiştirir boğazların kapatılması adına Osmanlıyı savaşa sokma temelli gelişir.
Bir nota vardır ki oda İngilizlerin teslim edilmeyen gemiler (Reşadiye ve Sultan Osman) hakkında İngiliz dışişleri bakanı Sir Edward Gray ın ağzından yazılan ,bunun yarattığı havada savaş dışı durumun devamından yana siyaset yapanların işini oldukça zorlaştırmıştır : Osmanlı devletine gönderdiği notada, özetle, "Osmanlı hükümeti İngiltere'nin gemilere neden el koyduğunu anlayacaktır. İngiliz hükümeti Osmanlı devletinin malî ve öteki kayıplarına çok üzülmektedir ve savaşın sonunda bunun üzerinde durulacaktır" diyordu İngilizler.Bu tutum Almanların ekmeğine yağ sürmüştür.
Alman Akdeniz filosu komutanı Amiral Wilhelm Souchon Berlinden aldığı ‘’İstanbula Gidiniz’’ emriyle Goben ve Breslau (Yavuz ve Midilli ) yu Türk sularına gelirken dahi Osmanlılar kararsızdı.
Almanyayı iki cephede savaş korkusundan Rusyayı zayıflatarak kurtaracak tek devletin Osmanlı olması Kayser için çok önemliydi.Enver Paşanın ‘’Müjde iki çocuğumuz oldu ‘’ diye gelişlerini haber verdiği iki gemiyle beraber Amiral Souchonda Osmanlı donanmasının başına getirildi.Bu gemilerin gelmesi Karadenizde dengeyi sağlamış Rusyanın eski saldırı gücünü azaltmıştır.
Artık Berlin ve Viyana kurmay heyetleri gelecek Osmanlı yardımını daha yüksek sesle telaffuz etmeye başlamışlardır.Galiçyada zor durumda kalan Avusturya GenelKurmay Başkanı Conrad Von Hötzendorff özellikle Odessa ya bir anfibik çıkartma harekatını İstanbuldan istemiştir.Osmanlı genelkurmayında bu harekatla ilgili uzun çalışmalar yapılıp Liman Von Sanders tarafından konu desteklensede harekat uygulamaya konmamıştır.
Wangenheim 13 Eylül tarihli telgrafında Odessa projesini Enver Paşanında desteklediğini ancak Mısır üzerine yürüyecek bir Osmanlı harekatının Alman menfaatlerine daha uygun olduğunu bildirir.Berlin de bunu benimser ve Odessa Çıkartması rafa kaldırılır.
Almanların İstanbuldaki sivil ve Askeri misyonları aracılığıyla savaşa iştirak konusundaki baskıları artarak sürer ,20 Eylül de Wangenheim in Sadrazam Said halim paşaya Osmanlı donanmasının boğazlarda saklanarak hiç olmazsa Ruslara Bayrak gösterir nitelikte Karadenize çıkmamasını korkaklık olarak niteleyecek kadar işi ileri götürür hatta bu manevralar yapılmazsa gemilerin Osmanlı bayrağı taşıdığı halde milli benliklerini kaybetmediğini ve gereğini yapacakları tehdidinde dahi bulunur.
Eylül ayının sonlarında Osmanlının içinde bulunduğu mali kriz zirve noktasına ulaşmıştı.Almanyadan büyük miktarda kredi isteğinde bulunulur Almanya bu mağduriyeti kendi hesabına kullanmaktan çekinmiyecektir.
22 Ekim de Türk harp konseyi Enver paşa başkanlığında savaş planını Almanlara deklere eder.İlk darbe ani olarak Rus donanmasına ve limanlarına vurulacaktır.Kafkasyada savunmaya yönelik bir kara harekatı ve bir ordunun da Mısıra yürümesi plan dahilindedir.Alman harp konseyi Türk planını noktasına kadar kabul eder.
Hükümette hala fikir ayrılıkları yüksek sesle dile getirilmesine rağmen 25 Ekimde Amiral Souchon’a şu yazılı emir verilir.’’Başkomutanlıkça Türk filosunun Karadeniz de manevralara başlaması zorunludur.Rus filosunu arayınız uygunsuz durumlarda hücum yetkiniz vardır.Gizli emir zarfı saldırı zarureti olduğu an açılacaktır.’’Zarfta ki gizli emirde de ‘’Karadenizde Türk üstünlüğü zaruridir ,Rus filo gemilerine uyarısız kesin taaruz ediniz ‘’ yazmaktadır.Amiral savaş sonrası yükümlülüklerinden yada sorumlu tutulmaktan olsa gerek emirleri kayıt altına alır ve karada arşivletir.
27 Ekim 1914 te Türk donanması Amiral Souchon komutasında Karadenize ileri harekata geçer. 29 Ekim Sabah erken saatlerde iyi planlanmış bir senkronizasyonla Yavuz ,Taşoz ve Samsun gemileri Sivastopolü,Midilli Novorosisyk’i ,Muavenet-i Milliye ile Gayret-i Vataniye gemileri ise Odesayı kara bombardımanına tutmuşlardır.Berk-i Satvet ve Peyk-i Şevket gemileride harekata destek vermiştir.Artık fiili olarak tetik çekilmiştir.
Rus gemileri sayıca üstün olmalarına rağmen Yavuz ve Midillinin sürat ve atış gücü avantajı vardı.En hızlı Rus harp gemisinin sürati Yavuzdan 10 mil daha azdır.Deniz savaşında Osmanlı donanmasını idare eden Alman Amiral Souchonun karşısında Rus Amiral Ebergard vardır.Kısa bir keşif harekatının ardından birbirlerini gören gemiler savaş düzenine girerler.Savaş kruvazörü Yavuzun üstün hız ve manevrası ile Drednot öncesi zırhlılarla baş edemeyeceğini bilen Rus Amiral Hat boyunca gemilerini yaymaya çalışır.En önde sancak gemisi Evstafy onun arkasında sırasıyla Zlatoust ,Rostislav,Panteliomon ve Tri-Sviatitelia şeklinde dizilen Rus zırhlıları karşısında Yavuz hızla sancak tarafa dönerek Midillinin desteğinde atış yapabilmek için pozisyon alır.Rus Amiralin çabası Yavuzun ateşini tek noktada toplamaması adınadır.8000 yarda mesafede Ruslar ilk ateşi açar Yavuzun 28 cm lik ağır topları Rus sancak gemisine ateş kusar ,isabet sonucu Rus sancak gemisinde yangın çıkar iki top tareti harap olur.Yavuz Midillinin destek ateşiyle beraber 15 cmlik toplarınıda diğer Rus gemilerine tevcih etmiştir.Ancak Rus topçusuda isabetli atışlar yapmaya başlar alınan isabetlerin cephanelikleri tehdit etmesi üzerine isabetli bir kararla Souchon muharebeyi keser ancak Rus gemileride hasarları yüzünden savaşı kesmeye niyetlidir.Yavuzun gelişiyle Ruslar artık kolay deniz zaferlerini unutacaklardır artık.
Fiili olarak Osmanlı savaşın içindedir artık.
Bundan sonra geçecek savaş yılları ve cepheler Türk milleti için yenilgiler,zaferler,fedakarlıklar,gurur,acılar ve kanla yoğrulmuş bir hikaye yazacaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::